Yarışma, insanların belirli bir hedefe ulaşmak için gösterdikleri bir mücadeledir. Başka bir tanımla; bir konuda belli koşullarla açılan ve kazananlara ödül verilen bilgi, yetenek, güzellik vb gibi üstünlükleri ortaya koyma işidir. Yarışma insanlar için değişmez bir olgudur ve eskiden bu yana insanların bilinçlerinde hep en iyi ya da 1. olma istekleri var olmuştur. Aile içerisinde veya okulda dahi oynadığımız oyunlarda hep bir galip gelme isteği ortaya çıkmıştır. Hayat ta zaten bir yarışma değil midir? Çalıştığımız işyerlerinde en iyi olup yükselme isteği de yok mudur? Bu yarışlarda kimi zaman kazanırken kimi zaman da kaybederiz.

İşyerlerimizde kimi zamanda motivasyon ve kaynaşmalar için…


Yeni yılın ilk gününden merhabalar. Herkesin uzun zamandır söylediği ve beklediği ve şu 2020 bitse de kurtulsak dileği nihayet geçek oldu. Sadece 2020 bitti aslında. 2021 Yılında bizi ne gibi sürprizlerin beklediğini bilmiyoruz. Umarım “gelen gideni aratır” deyimi gerçek olmaz. Aslında 2020 Yılında yaşayacağımız olumsuzlukların haberini 2019 yılının Haziran ayında Avusturalya’dan almaya başlamıştık. Yanlış hatırlamıyorsam Haziran ayında başlayan ve yaklaşık 240 gün süren yangında tarif edilemez acılar yaşandı. Yanıp kül olan 8 milyon hektar orman alanının içinde 2500 den fazla bina kullanılamaz hale gelmiş, 28 kişi ve 1.1 milyardan fazla hayvan hayatını kaybetmişti.


1978 Uşak doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Uşak’ta üniversiteyi İstanbul’da okudum. İlkokul öğretmenimi herkes gibi ben de unutmadım. İlk göz ağrımızdı. Hala ziyaret eder, elini öper ve sohbet ederim.


Eminim hayatınızın bir döneminde oyun oynamışsınızdır ve hatta hala oynuyorsunuzdur. Dikkatinizi çekti mi bilmem? Oyunlar genelde kolaydan zora doğru gider. İlk başladığınızda çok basit gelir. Ben bunu yapabilirim dersiniz sonra bir bakarsınız ki o bölümü geçmekte oldukça zorlanıyorsunuz. Oynayanlar bilir max payne tarzı oyunlar vardı. Bölümü geçtikçe ilerlersiniz. Yine need for speed mesela. Birkaç örneğe daha bakalım isterseniz. Swarm yani foursquare. Bildirimler yaptıkça size rozet verir. İngilizce öğrenmek için kullandığımız Dualingo da buna benzer. Evde kilo vermek için kullandığımız fitness uygulamaları da buna uygun örneklerden biri.

Dünyaca ünlü oyun tasarımcısı Amy jo Kim’e göre bir oyuncunun yolculuğu 3 bölümden oluşur.


Gelişen teknolojiyle birlikte bizim ya da çocuklarımızın oynadığı oyunların da tarzı değişmeye başladı. Kaç kişi hatırlar bilmiyorum ama küçükken dokuz kiremit, uzun eşek, yakan top, sokakta iki tarafa taş koyup oluşturduğumuz kalelerle oynadığımız sokak futbolu, iki demir arasına ip bağlayıp oynadığımız sokak voleybolu ve sofralarda tepsilerin altına koyduğumuz kasnakları evin camındaki demire bağlayarak oynadığımız sokak basketbolu vardı. Belki de bunlar yaratıcılığımızın da göstergesiydi.

Ne kadar güzel oyunlardı değil mi?

Şimdi ki oyun isimlerine baktığımızda eskilere benzer pek bir şey göremiyoruz. Hatta neredeyse hiç yüz yüze ve birbirimizle temas ederek oyun oynamıyoruz. Online ve dijital oyunlar artık hayatımızın büyük kısmını kapsıyor.


Bulunduğum her ortamda diyabetli olduğumdan ve diyabet teknolojilerini kullanmazsam kan şekeri değerlerimin kötü gittiğinden, bu nedenle bir tip 1 diyabetlinin diyabet teknolojilerini mutlaka kullanması gerektiğinden bahsediyorum. Dünya genelinde zor günler geçirdiğimiz bu korona günlerinde ben de kendimce ekonomik tedbirler aldım ve bu kapsamda 1 aydır diyabet teknolojilerini kullanmıyorum. Çünkü benim kullandığım cihazların aylık maliyeti bana 1000 TL. Evden dışarı çıkamamanın yarattığı psikolojiyle beslenme düzenimde bozukluklar oluştu ve kan şekeri değerlerim sürekli üst düzeylerde. Bunun sonucunda da başka rahatsızlıklarda ortaya çıkıyor tabii ki. Dün çok düşündüm. Para mı? Sağlığım mı?

Günde 10 kez parmak delmek ve 4 kez iğne yapmak yerine bu cihazları kullanıyorum

Diyabet teknolojilerinden insülin pompası ve veo kan şekeri ölçüm sistemini kullanıyorum…


Yıl 2008–2009. Çalıştığım tekstil firması işten çıkarmıştı. Üstelik 6 aylık maaşım da içerdeydi. Bir süre işsiz gezdikten sonra ideallerimi bir kenara bırakıp günümü kurtarma derdine düşmüştüm. Evliydim ve çocuğum vardı. Ev kirası, faturalar diğer giderler vs vs. Bir tanıdık vasıtasıyla turkcell dağıtım merkezinde evrak takibi personeli olarak işe başladım. Görevim bayilerden gelmesi gereken sözleşme evraklarının takibi ve eksik evrak oranını sıfıra indirmekti. O dönem aklaşık 5000 gelmeyen evrak vardı ve şirket firmalar arasında sonlarda yer alıyordu. Bir süre sonra bir sistem kurup satış temsilcilerine her gün getirmesi gereken evrakların listesini veriyor akşam geldiklerinde kontrol ederek alıyordum. …


14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak uzun süredir hem dünyada hem de ülkemizde kutlanmakta. Neden mi 14 Kasım? Çünkü insülini keşfeden Frederic Banting’in doğum günü 14 Kasım’dır. Uzun süredir 14 Kasım da sayın cumhurbaşkanımızın himayesinde ve SGK ev sahipliğinde Ankara’da diyabet parlamentosu yapılmakta. Sağlık bakanlığı, milli eğitim bakanlığı ve T.C. Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı temsilcileri ile STK temsilcileri, sağlık çalışanları ve diyabetliler ile diyabetli yakınları katılıyor. 2014 ve 2015 Yıllarında 2 kez katıldım ve kısa süreli de olsa konuşma yapma fırsatım oldu. Ancak orada duyduklarımdan bazıları ise gerçekten üzücü ve şaşırtıcıydı.

Diyabet Parlamentosu-2015 (Ankara SGK)

Neydi bu kadar üzücü olanlar?

  1. Diyabetin ülkemizdeki yayılma…


Sizce yeryüzündeki en güçlü insanlar kimlerdir? Devler başkanları, sanatçılar, futbolcular? Ya da bakış açımızı değiştirirsek, gücün gerekli olduğu işlerde çalışanlar veya halterciler?

Yok hayır hiçbiri değil. Bu dünyanın en güçlü insanları TİP1 DİYABETLİLER. Neden mi?

Herkes hayatı boyunca mutlaka hasta olmuştur. Tedavi için de ilaç kullanmış ama en son çare olarak kimi isteyerek kimi de mecbur kaldığı için iğne yaptırmak zorunda kalmıştır. Birçoğumuz iğneden korkarız değil mi, en etkili o iğneyi yaptırmak zorunda kaldığımızda görevliye sorarız çok acır mı? Aman yavaş ol der ve kendimizi sıkarız. Peki ya hiç tip1 diyabetli çocuk var mı yakınlarınızda? Biliyor musunuz diyabetin ne olduğunu…

Yenal Yıldırım

tip1 diyabetli, öğrenme tasarımları, gamfed ve uğur böcekleri derneği gönüllüsü, eğitmen

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store